Tasavvuf Nedir?

Ağustos 5, 2009

Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötülüklerden temizlemek demektir. İnsanın kalbini, Allahü teâlânın muhabbetine bağlamak, Resûlullahın söz, hareket ve ahlâkına uymak, yolundan gitmektir. Kalb ile yapılması ve sakınılması gerekli şeyleri ve kalbin, rûhun, kötülüklerden temizlenmesi yollarını öğreten ilme, tasavvuf ilmi denir. Îmânın yerleşmesini, fıkıh ilmi ile bildirilen ibâdetlerin severek, kolaylıkla yapılmasını ve Allahü teâlânın sevgisine kavuşmayı sağlar. Tasavvuf ilmine, Ahlâk ilmi de denir. Âlimler tasavvufu çeşitli şekillerde ta’rîf etmişlerdir. Ba’zıları şöyledir:

 

Tasavvuf, güzel ahlâktır. (İ. Kettânî)

 

Tasavvuf, kalbi temizlemektir. (Ebû Ali Rodbârî)

 

Tasavvuf, edebe riâyettir. ( Ebû Muhammed Cevîrî)

 

Tasavvuf, i’tirâzı bırakıp, emredilene peki demektir. (Ebû Sehl Sa’lûkî)

 

Tasavvuf, nefsin kötü isteklerini terk etmektir. (Ebû Hüseyn Nûrî)

 

Tasavvuf, faydasız işleri terk etmektir. (Ebû Saîd İbni Arabî)

 

Tasavvuf, vakti değerlendirmek ve vaktin kıymetini bilmektir. (İbni Osman Mekkî)

 

Tasavvuf, Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanmaktır. (Cüneyd-i Bağdâdî)

 

Tasavvuf, kimseye ezâ ve cefâ vermemek, herkese lütûf ve ihsânda bulunmak, hastalık ve musîbetleri herkese izhâr etmemek, düşmanlarını affetmek, insanlık mertebesinin en yüksek derecesine kavuşmayı usûl ittihaz etmektir. (Ahmed Şirbâhî)

 

Güzel ve çirkin huylar

 

Kalbin, kötü huylardan temizlenmesi için, Allah için olmayan herşeyin sevgisini kalbden çıkarmak gerekir. Bu yolda ilerlemek Peygamberlerin ahlâkındandır.

 

Kötü sıfatlar, câhillik, öfke, riyâ, kin, hased, kibir, ucup cimrilik, mal ve makam sevgisi, övülmeyi sevmek, ayıplamaktan korkmamak, sû-i zan, övünmek gibi şeylerdir.

 

Güzel huylar, ilim, tefekkür, rızâ, hayâ, tevâzu, merhamet, mürüvvet, cömertlik gibi güzel işlerdir.

 

Hak yolunda ilerlemekten maksat, kötü sıfatlardan kurtulmak ve güzel huylarla süslenmektir.

 

Tasavvuf, Yahudi veya Yunan filozoflarının uydurması değildir. Tasavvuf bilgilerinin hepsi Resulullahtan gelmektedir. Bunların isimleri sonradan konulmuştur. Resûlullahın, Peygamber olduğu bildirilmeden önce, kalble zikrettiği mu’teber eserlerde yazılıdır.

 

Zikir ve nefs muhasebesi, Resûlullah ve Eshâb-ı kirâm zamanında da vardı. Hicrî 2. asır sonlarında, Ehl-i sünnetten, kalblerini gafletten koruyanların ve nefislerini Allaha itâ’ate kavuşturanların bu hâllerine Tasavvuf ve kendilerine Sofî ismi verildi. Kendine ilk defa sofî denilen zât, Ebû Hâşim Sofî’dir.

 

Tasavvuf, İslâm ahlâkı ile ahlâklanmak için lâzım olan bilgileri öğreten bir ilimdir. Tıp ilmi, beden sağlığına âit bilgileri öğrettiği gibi, tasavvuf da kalbin, rûhun, kötü huylardan kurtulmasını öğretir, kalb hastalıklarının alâmetleri olan kötü işlerden uzaklaştırır, Allah rızâsı için güzel iş ve ibâdet yapmayı sağlar. Zaten dinimiz, önce ilim öğrenmeyi, sonra buna uygun iş ve ibâdetin Allah rızâsı için yapılmasını emreder. Kısaca din, ilim, amel ve ihlâstan ibârettir.

 

Huzûra kavuşmak için

 

Dünya ve âhıret iyiliklerine, rahat ve huzûra kavuşmak için birinci olarak doğru bir îmân sâhibi olmak gerekir. Doğru bir îmâna kavuşmak için, Ehl-i sünnet i’tikâdını öğrenmek ve inanmak gerekir.

 

İkincisi, insanların saâdeti için lâzım olan şey, dinin emîr ve yasaklarını öğrenmektir. Dînimizde bildirilen helâlı, harâmı ve diğer husûsları öğrenmek ve buna uygun hareket etmektir.

 

Üçüncüsü, kalbin kötülüklerden temizlenmesi ve nefsin terbiye edilmesidir. Nefs hep kötülük yapmak ister. Onun bu isteklerinden kurtulmak ve Allah sevgisini kalbe yerleştirmek için, tasavvuf âlimlerinin eserlerini okuyup amel etmek lâzımdır.

 

Bir kimse doğru îmâna kavuşur, dinin emîrlerini seve seve yerine getirirse enbiyâya, evliyâya ve melâikeye benzer ve onlara yaklaşır. Aynı cinsten olan şeyler, birbirini çektiği gibi onlar tarafından yanlarına çekilir. Çok büyük bir mıknatısın bir iğneyi çekmesi gibi onu yüksekliklere çekip Cennete kavuşmasına sebep olurlar.

 

Ma’nen yükselmek dünya ve âhıret saâdetine kavuşmak bir uçağın uçmasına benzetilirse, îmân ile ibâdet, bunun gövdesi ve motorları gibidir. Tasavvuf yolunda ilerlemek de, bunun enerji maddesi, ya’nî benzinidir. Tasavvufun iki gâyesi vardır: Birincisi, îmânın yerleşmesi ve şüphe getiren tesirlerle sarsılmaması içindir. Âkıl ile, delil ve ispat ile kuvvetlendirilen îmân böyle sağlam olmaz. Allahü teâlâ buyurdu ki:

 

(Kalblere îmanın yerleşmesi ancak ve yalnız zikir ile olur.) [Ra’d 28]

 

Zikir, her işte, her harekette Allahü teâlâyı hatırlamak, O’nun rızasına uygun iş yapmak demektir.

 

İkinci gâyesi, ibâdetlerde kolaylık, lezzet hâsıl olması için, nefisten doğan sıkıntıların giderilmesidir. İbâdetleri kolaylıkla, seve seve yapmak ve günâh olan işlerden de nefret edip uzaklaşmak, ancak tasavvuf ilmini öğrenip, bu yolda ilerlemek ile mümkündür.

 

İmâm-ı Mâlik hazretleri buyurdu ki:

 

(Fıkhı öğrenmeden tasavvuf ile uğraşan dinden çıkar, zındık olur. Fıkhı öğrenip tasavvuftan haberi olmayan bid’at sahibi, sapık olur. Her ikisini edinen hakikate kavuşur.) [Merec-ül bahreyn]

 

 

TASAVVUFUN ŞİİR DİLİYLE AÇIKLANMASI

 

 

Olanlar Tekkesi Şeyhi İbrahim Efendi (k.s.) tasavvufun tanımını aşağıdaki dizelerde ifade etmiştir:

 

Bidayette tasavvuf sofi bican olmaya derler

Nihayette gönül tahtında sultan olmaya derler

 

Tarikatte ibarettir tasavvuf mahv-ı suretten

Hakikatte saray-ı sırda mihman olmaya derler

 

Bu abu kil libasından tasavvuf ari olmaktır

Tasavvuf cismi safi nur-ı Yezdan olmaya derler

 

Tasavvuf lem’ayı envar-ı mutlaktan uyarmaktır

Tasavvuf ateş-i aşk ile suzan olmaya derler

 

Tasavvuf şerait name-i hestiyi dürmektir

Tasavvuf ehli iman olmaya derler

 

Tasavvuf arif olmaktır hakimen adetullaha

Tasavvuf cümle ehli derde derman olmaya derler

 

Tasavvuf ten tılsımın ism miftahıyla açmaktır

Tasavvuf bu imaret külli viran olmaya derler

 

Tasavvuf sofi kali tebdil eylemektir bil

Tasavvuf her söz ki söyler ab-ı hayat olmaya derler

 

Tasavvuf ilm-i tabirat-ü tevilatı bilmektir

Tasavvuf can evinde sırrı sübhan olmaya derler

 

Tasavvuf hayret-i kübrada mestü valih olmaktır

Tasavvuf Hakkın esrarında hayran olmaya derler

 

Tasavvuf kalb evinden masivallahı gidermektir

Tasavvuf kalbi mümin arşı Rahman olmaya derler

 

Tasavvuf her nefeste şarka vü Garba erişmektir

Tasavvuf bu kamu halka nigehban omaya derler

 

Tasavvuf cümle zerratı cihanda Hakk’ı görmektir

Tasavvuf gün gibi kevne nümayan olmaya derler

 

Tasavvuf anlamaktır yetmiş iki milletin dilin

Tasavvuf alem-i akla Süleyman olmaya derler

 

Tasavvuf uryet-i vüska yükün can ile çekmektir

Tasavvuf mahzar-ı ayat-ı gufran olmaya derler

 

Tasavvuf ismi azamla tasarruftur bütün kevne

Tasavvuf camii ahkamı Kuran olmaya derler

 

Tasavvuf her nazarda zatı Hakka nazır olmaktır

Tasavvuf sofiye her müşkil asan olmaya derler

 

Tasavvuf ilmi Hakka sinesini mahzen etmektir

Tasavvuf sofi bir katreyken umman olmaya derler

 

Tasavvuf küllü yakmaktır vücudun nar-ı la ile

Tasavvuf nur-ı “illa” ile insan olmaya derler

 

Tasavvuf on sekiz bin aleme dopdolu olmaktır

Tasavvuf nuh felek emrine ferman olmaya derler

 

Tasavvuf “kul kefa billah” ile davet dürür halkı

Tasavvuf irci’i lafzıyla mestan olmaya derler

 

Tasavvuf günde bin kere ölüp yine dirilmektir

Tasavvuf cümle alem cismine can olmaya derler

 

Tasavvuf zat-ı insan zat-ı Hakk’da fani olmaktır

Tasavvuf “kurbu ev edna”da pinhan olmaya derler

 

Tasavvuf canı canane verip azade olmaktır

Tasavvuf can-ı canan can-ı canan olmaya derler

 

Tasavvuf bende olmaktır hakikat Hak ey İbrahim

Tasavvuf şer-i Ahmed dilde bürhan olmaya derler

 

 

Tasavvufun Tarifleri

 

Olanlar şeyhi İbrahim Efendi (k.s.)’nin halifelerinden olan Kütahya’lı Sunullah Gaybi Hazretleri tasavvufu : “Nefyi vücud ile ahlakı hamide ve evsafı cemile sahibi olmaktır.” şeklinde tanımlar.

 

Mevlana Celalettin Rumi hazretleri Mesnevi Şerifi’nde : Tasavvuf nedir diye bir uluya sordular: “Gam ve keder zamanında ferah bulmaktır.” ifadesini kullandı.

 

Şeyh Ebu Muhammed El Ceriri Hazretleri : “Her türlü iyi ahlak ile ahlaklanıp her nevi kötü ahlaktan uzaklaşmaktır.” demiştir.

 

 

Cüneyd Bağdadi Hazretleri tasavvufu,” Hakkın seni sende ifna edip kendisiyle ihya etmesidir.” ifadesiyle tarif etmiştir.

 

Diğer bazı ünlü sufilere ait tasavvuf tarifleri aşağıda verilmektedir .

 

( Bu tarifler Dr. Mustafa Kara’nın “ Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi” adlı eserinden alınmıştır. )

 

Reveym b Ahmed Bağdadi : Kendini Allah’ın murad ettiği şey üzerine bırakıvermen, O’nun İradesine mutlak olarak teslim olmandır. Üç esas üzerine kurulmuştur. Fakr; Allah’a muhtac olma esasına yapışmak, bezl, isar ve cömertliği gerçekleştirerek bunu kendi vasfı haline getirmek, Allah’a teslim olarak itiraz ve ihtiyarı terk etmektir. Canını bağışlamaktır. Bunu yapamadınsa sufilerin hezeyanlarıyla hiç uğraşma.

 

Ebu Bekir Şibli : Karşılıklı dostluk ve sevgidir. Hiçbir kaygı duymadan Allah ile beraber olmaktır. Yakıcı bir ateştir. Duyu organlarını zaptetmek ve ruhun üfleyişlerine kulak vermektir. Tasavvuf şirkdir, ortaklıktır. Çünkü tasavvuf kalbi masivadan muhafaza etmektir. Halbuki masiva diye bir şey yoktur.

 

Amr b. Osman Mekki : Kulun her vakitte, o vakit içinde yapılması en uygun olan amel ve ibadetle meşgul olmasıdır.

 

Ebu Said Miheni : Vasıtasız olarak kalbin Hakk ile kaim olmasıdır.

 

Cafer Huldi : Şerefli bir ahlaka doğru yükselmek, kötü ahlaktan yüz çevirmektir.

 

Ebu Bekir Kettani : Ahlaktır. Seni ahlaken geliştiren tasavvuf, kalp safası yönünden de geliştirmiş olur.

 

Tasavvufun en önce kim tarafından söylendiği belirlenemeyen diğer tarifleri :

 

 

Cömertliktir, zariflik ve temizliktir.

Uyanık ve muteyakkız olmaktır.

Kirlerden temizlenmek, kinlerden kurtulmaktır.

Şehvet ve arzuyu terk etmektir.

Mütevazi olmak, yedirmek, içirmek, ikramda bulunmaktır.

Bilmektir. Sadakattir, cömertliktir, ahlaktır.

Hakk ile muvafakat, halk ile gülüşmektir.

Cömertlik ve vefadır.

Tasavvuf, incinmemek ve incitmemektir.

Tasavvuf gönül bilgisidir.

Tasavvuf hikmetleşmektir.

Tasavvuf sevmeyi ve sevilmeyi öğrenmektir.

Tasavvuf zıtları birleştirmektir.

 

Bütün bu tanımlar, Muhammed Nuru’nun pınarından sulanan Hak dostlarının gönül bahçelerinin çiçekleridir. Farklı gibi görünseler de aslında bu tariflerin hepsi aynı manayı ifade eder. Fark yalnızca tasavvuf ehlinin mizac ve meşrebinden ileri gelir. Bütün bu tanımlar, rengini, ahengini O’ndan almıştır. O ki tasavvuf ehlinin piri Hazreti Muhammed (s.a.v.)’dir. Bu sözler batmayan güneşin ışık huzmeleridir. Sahibi Cenabı Hak’dır. Her velinin tasavvuf tanımı doğrudur. Çünkü bunlar, tasavvufu yaşayan ve hissedenlerin gönül alemlerinden harf kalıplarına bürünmüş, satırlara dökülmüş tariflerdir.

 

 

Bu tarifleri gördükten sonra, sonuç olarak tasavvuf hakkında şunları söylemek mümkündür :

 

 

İnsan; görünen, bilinen suretin dışında öz varlığı itibariyle bütün mahlukatın en şereflisidir. İnsanın kendinde gizli bir hakikat vardır. Bu hakikat onda daima bir tatminsizlik meydana getirir. Ne servet, ne saman, ne mevki, ne makam, ne şan ne de şöhret ona huzur vermez. Huzuru bulmak ve sükunete erişmek isteyen insan büyük bir arayışın içine girer. İşte tasavvuf eğitimi ihtiyacı bu noktada ortaya çıkar.

Tasavvuf yolunda olmak ve bu yola girmek isteyen kişiler başkalarının yazdığı kitapları okumakla sadece tasavvuf hakkında bilgi edinebilirler. Ancak tasavvuf eğitimi için bu tür bilgiler yeterli olmaz. Çünkü tasavvuf kulluk yoludur. Aczimizi itiraf etmemiz gerekir. Bu konuda kamil bir veli şöyle söylemektedir: “Tasavvuf öğrencisi eğitiminin başlangıcında şu iki ilmi öğrenmek zorundadır. Birincisi acz ilmi ikincisi sükut ilmi.” Kişi aslında varlığın Allah’a ait olduğunu Allah dışında bir varlık davasında bulunmanın vehim olduğunu kavramalıdır. Tasavvuf eğitiminde öğrenci bu kavrayış noktasına gelebilmek için sükut etmeli, susmalı ve dinlemelidir. Acz ilmi, sükut ilmi kavranmaya başladığında hakikat kapısı da aralanmaya başlar.

Reklamlar